Her gün Bulgaristan’da Türklerin yoğun olarak yaşadığı şehir ve kasabalardan onlarca yolcu otobüsü Türkiye’ye hareket ediyor. Her gün Bulgaristan’dan Türkiye’ye, Kapıkule Sınır Kapısından yüze yakın yolcu otobüsü giriş yapıyor. Bu otobüslerin yolcularının büyük bir bölümünü çifte pasaporta sahip Bulgaristan Türkleri oluşturuyor. İki ülkede de evleri bulunan bu insanlar bayramlarda ve tatil günlerinde yoğun olmak üzere sınırdan geçiş yapıyor.
İki ülkede de yakın akrabaları bulunan bu insanlar sınırın hangi tarafına yolculuk yaparlarsa yapsınlar eşe ve dosta çamsakızı çoban armağanı hediyeler taşıyor. Bu geleneklerde vardır, gidilen kapıya boş gidilmez. Bu insanlardan çok küçük bir bölümü akraba ziyaretine değil, bavul ticareti yapmak için iki ülke arasında gidip gelir. Herkesin tabiriyle onlar ‘pazarcılardır’. İşte sorun da bu pazarcılarla sadece ve sadece torunlarına hediye taşıyan insanların aynı kefeye koyulmasında yatıyor.
Kapıkule’den son geçişimde bavul kontrolleri sırasında oradaki gümrük memurlarının iki kutu gofret için yaşlı insanlara nasıl hakaret ettiklerini gördüm. Bağırıp çağırmalarına şahit oldum, hatta tartaklamaya kadar varan hareketler izledim.
Karşılarında km olursa olsun, Bursa semt pazarlarında satmak için 20 kutu gofret götüren Mehmet ya da torununa hediye olarak iki gofret götüren Ahmet aga. Fark yok! O gümrükçülere bu insanlara hakaret etme hakkını kim veriyor? Hangi hakla bir gümrük memuru yolculara bağırıp çağırabiliyor? Kanunlarla belirlenen kuralların dışına çıkanların cezalarını yine kanunlar belirler. Bu insanlar kimsenin babasının gümrüğünden geçmiyor ve o gümrüğün kanunlarına uymayanlar devletin koyduğu cezaları hak ediyor, kendisine gereken cevabı veremeyeceğini bildiği insanlara hakaret yağdıran zavallı memurların şahsi cezalarını değil.
65 yaşında bir dedenin çantasından çıkarılan iki kutu gofreti yere fırlatan ve sonrada bu gofretleri göstermelik tekmeleyen gümrük memuru acaba kimi kimden koruyor?
Türkiye’de onlarca göçmen derneği var bu derneklerin amacı sadece belediye başkanlarını ziyaret edip fotoğraf çektirmek mi? Her fırsatta Türkiye’deki en büyük göçmen yapısı olarak gösterilen Bal-Göç için 65 yaşında bir dedenin torunlarına aldığı gofretlerin zavallı memurlar tarafından tekmelenmesi sorun değil mi? Bu derneğin başkanı Türkiye’yi yutdışında temsil edecek az sayıda seçkin bilimadamının arasında yer aldı ve Türk sınırında bir dedenin gofretlerinin tekmelenmesi 65 yaşında bir Bulgaristan Türkünün kalbinde ne yaptığını daha iyi anlayabilir.
Yolcukarı tartaklayan, gıda maddelerini yerlere fırlatılıp tekmeleyen, hakaret yağdırıp bağıran ve bu kareleri görüntülediğim için benim fotoğraf makinama el koymak isteyen gümrük memurlarına seslenmek istiyorum. Kendinize gelin ve insanlara insan muamelesi yapın, kanun dışı mal taşıyanlara kanununların öngördüğü cezaları uygulayın, babanızın gümrüğünde bulunmuyorsunuz.
Makinama gelince ise ona Çeçenistan’da Ruslar, Karabağ’da da Ermeniler kolay kolay el koyamadı sizin ise bunu yapabileceğini hiç sanmıyorum. Unutmayın karşınızda hayat boyu yabancı bayrak altında Rodop Dağlarının bir yerlerinde psikolojik olarak sindirilmiş insanlar olmayabilir, o otobüslerin birinden haddinizin ve yetkinizin sınırlarını gösterecek insanlarda çıkabilir.





